' HOŞGELDİNİZ '

HOŞGELDİNİZ buradan ayrılamayacağınızı temenni ederim iyi eğlenceler...


Bu Blogda Ara

24 Şubat 2010 Çarşamba

"Çırılçıplak evlilik olur mu?" demeyin. Oluyormuş.

"Çırılçıplak evlilik olur mu?" demeyin. Oluyormuş.

Hayalgücünün sınırları bu kadar zorlanabilir mi?

Japonlar bu konuda iddialı, işte bir gelinle damat bütün aileyi ikna edip çırılçıplak bir düğün yapmışlar.

Genciz, güzeliz şimdi soyunmassak bir daha ne zaman deyip, muhteşem gelinlik ve damatlık yerine anadan üryan misafirlerini karşıladılar.









22 Şubat 2010 Pazartesi

Asansöre 4 kişi binip 5 kişi indiler

Asansöre 4 kişi binip 5 kişi indiler



İngiltere'nin Dorchester kentinde hamile kadın, bebeğini hastanenin asansöründe doğurarak ülke tarihinde bir ilke imza attı.


Kocası tarafından doğum sancısıyla hastaneye kaldırılan 25 yaşındaki Rebecca Rodwell, doğum bölümünün olduğu kata çıkamadan saniyeler içinde bir bebek dünyaya getirdi.


Sabah gazetesinin haberine göre; doğuma asansörde tesadüfen bulunan bir hemşirenin yardım ettiğini belirten, Rodwell "Kızım Hannah'ın nasıl dünyaya geldiğini ben bile anlamadım. Her şey birkaç saniye içinde olup bitti. Asansörde bir hemşire bulunması büyük şanstı" dedi.

Sakallı kadınlar şaşırtıyor

Sakallı kadınların hayatları şaşırtıyor.




ANNIE JONES

Annie Jones en güzel ve trajik sakallı bayanlardan biri.

19 yaşındayken çekilen üstteki fotoğrafta görülen Annie Jones, 14 Temmuz 1865'te Virjinya'nın Marion kentinde doğdu. Doğduğunda başından ayak parmağına kadar ince, koyu renkli tüy tabakası ile kaplıydı. 9 aylıkken bolca sakala sahipti. Bu sakalları bir şovmenin ilgisini çekti. Ailesi diğer 11 kardeşine para gerektiği için Annie'nin şovmenle birlikte tura gitmesine izin verdi. 9 yaşına kadar annesi de yanında kaldı. Daha 1 yaşındayken bu yolla haftada 150$ kazanıyordu. 15 yaşında sirkte çalışan Richard Elliot'la evlenen ve 5 yıl evli kalan Annie'nin evliliği kocası çok soğuk davrandığı için bitti. İkinci evliliğini yine sirkte çalışan William Donovan'la yapan Annie eşi ile birlikte Avrupa'ya gitti. Avrupa'da eşi ölünce sirke geri döndü ve haftada 500$ kazanmaya başladı. 22 Ekim 1902'de ölen en güzel sakallı kadın Annie sakalları kesilmeden gömüldü.




BARONESS SIDONIA DE BARCSY

Barchy, 1 Mayıs 1866'da Budapeşte'de doğdu.

19 yaşına kadar sakalları olmayan Barchy'nin, oğlu Nicu'yu dünyaya getirdikten 12 gün sonra sakalları çıkmaya başladı. Eşi ile birlikte 1890 yılında Avrupa'ya gitti. Dünyanın tek sakallı annesi olarak yaklaşık 400 $ kazanmaya başladı. 1912 yılında eşi hastalandı ve öldü. Tekrar evlenen Barchy'e ikinci eşi kötü davranıyordu. Bir süre sonra eşi Texas'a giderek Barchy ve oğlunu terketti. Barchy diabet hastalığı ile yıllarca uğraştı ve 19 Ekim 1925'te öldü.




GRACE GILBERT

Grace Gilbert 2 Şubat 1876'da Ohio'da doğdu. Doğduğunda ince tüyleri vardı fakat birkaç yıl içinde sakalları çıktı. 1901 yılında imzaladığı kontratla profesyonel sakallı bayanlar arasına katıldı. Özel hayatında sürekli pantolon giyip bayanlar yerine erkekler ile arkadaşlık ediyordu. 1910 yılında 53 yaşında köse bir çiftçi ile evlendi. Öyle ki nikah memuru düğün sırasında Grace'i damat eşini de gelin sandı. 11 Ocak 1924 yılında nedeni belirsiz bir şekilde öldü.




CHRISTINE

Gençlik yıllarında kendine has güzelliği olan Christine, genç bir çifti ile evlendi. Oğlu doğduktan sonra çenesinde tüyler çıkmaya başladı. Tıraş oldukça bu tüyler sakala dönüştü. Sakalından kurtulmak için binlerce dolar harcadı fakat başarısız oldu. Eşi hastalanıp çalışmaya devam edemeyince sakalları yüzünden eşini hasta ettiğini düşündü ve kendini suçladı. Oğlunu eşine bırakarak karnaval şovlarına katılmaya karar verdi. Yeterli parayı kazandıktan sonra tedavi oldu ve sakallarından kurtuldu.




JANE W. DEVERE

Jane 1859 yılında doğdu. 1883 yılında bir şovmenle evlendi. Hala dünyadaki en uzun sakallı bayan rekoruna sahip olan Jane, 1912 yılından kalp krizi geçirerek öldü.




FRANCES MURPHY

Frances 1910 yılında doğdu. Frances Amerika'da doğan bir transeksüeldi ve bayan olmak onun için zordu. Toplum içinde bayan kıyafetleri giymek için mahkemeden izin almıştı. Kariyer fırsatları görünüşü yüzünden sınırlı olduğu için sirkte çalışmaya başladı. New York'ta çalışan bir kuaför tarafından metroda tacize uğradı. Olay mahkemeye intikal etti. Hakim Frances'in bayan olduğuna inanmadı ve hastane raporu istedi. Rapora göre Frances'in transeksüel olduğu ortaya çıktı ve yalancı şahitlikten tutuklandı.




REBECCA WESTGATE

Rebecca 1824 yılında New York'ta doğdu. 1841 yılında Lyon isimli bir genç ile evlendi. 44 yaşına kadar mutlu bir hayat süren Lyon'ın o yaşında sakalları çıktı. Arkadaşlarının ısrarı ile sakallı bayanların arasına katıldı. Daha sonra Chicago'ya bir müzede çalışmaya gitti. Rebecca yaklaşık olarak 10 yıl çalıştıktan sonra 56 yaşında öldü.




JOSEPHINE BOISDECHENE

Joséphine 25 Mart 1831 yılında İsviçre'de doğdu. Doğduğunda kalın ve koyu renkli tüyleri vardı. Doktor bu tüylerin zamanla döküleceğini söylese de, aksine tüyleri daha çok uzayıp sertleşti. Ailesi tedavi için Joséphine'nin 8 yaşına gelmesini bekledi. 8 yaşına geldiğinde sakalları iyice uzamıştı. Doktorlar bir tedavi bulamadı ve Joséphine'in sakalları öylece kaldı. Annesi öldükten sonra babası Joséphine'e gelen teklifleri değerlendirdi ve 1849 yılında Joséphine bir şovmen ile çalışmaya başladı. 18 yaşına geldiğinde evlendi ve 1851 yılında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Bebeği annesi gibi tüylü değildi. Kızı sadece 11 ay yaşayabildi ve kızı öldükten 2 ay sonra Albert isimli bir oğlu oldu. Albert annesi gibi tüylü bir bebekti ve bu şovmenlerin ilgisini çekti. Bir müzede birlikte çalıştılar. Joséphine 1875 yılında öldü.




MALVINA EMILY PERRY

1881 yılında bir gemide doğan Emily Baltimore'da ilk denizci belgesine sahip bayan kaptandı. 13 yaşına kadar sakalları yoktu. Sakalları çıktıktan sonra sirkte çalışmaya başladı. Sirk kariyeri boyunca 4 kere evlenen Emily'nin üçüncü eşinden 3 tane çocuğu oldu. Oğlu ile ilgilenmediği için mahkemeye çıktı. Hakim Emily'nin bayan olduğuna inanmayınca yalancı şahitlikten hapishaneye gitti. Hapishaneden çıktıktan sonra gemilerde çalışmaya başladı ve sonunda Baltiomore'a oğlunun yanına döndü. 26 Şubat 1934 yılında öldü ve oğlu evlat edinildi.




ADELE KIS

Adele Kıs 1884 yılında sakallı olarak doğdu. Evlenen ve eşiyle birlikte sirkte çalışan Adele bir gün uyurken arkadaşı sakallarını kesti. Bu olaydan aldığı tazminat ile Budapeşte'ye döndü ve 1934 yılının Ocak ayında burada öldü.




ZOLA WILLIAMS

Diğer sakallı kadınlara oranla daha şişman olması ile dikkat çeken Zola Williams tiroid sorununa bağlı olarak saç dökülmesi ve obezite sorunu yaşadı. Bu onun daha erkeksi görünmesine neden oldu. En önemli iddiası ise tek gerçek sakallı kadın olduğunu söylemesiydi. Diğerleri gibi Zola'da 1950'li yıllarda sirkte çalıştı.

21 Şubat 2010 Pazar

Mamutlar hayata dönebilir mi?

Mamutlar hayata dönebilir mi?

Mamutlar Hayata Dönebilir mi? Japonya’da Riken Araştırma Enstitüsü’ndeki uzmanlar, -20 Santigrat derecede 16 yıldır korunan fare hücresini kullanarak canlı bir fare üretti.

Bu araştırma, geçmişte yaşayıp soyu tükenmiş olan hayvanların yeniden dünya üzerinde dolaşmasını sağlayabilir.


Araştırmacılar ölü hücreden aldıkları hücre çekirdeğini canlı bir farenin yumurtasıyla birleştirdiler. Bunun sonucunda dişi farenin karnında büyüyen yavru normal hamilelik süreci sonucunda dünyaya geldi.


Daha önce bu konuda yapılan denemeler başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Ancak Riken’de çalışan Profesör Wakayama ve ekibinin geliştirdiği teknik sayesinde donmuş hücreden çekirdek çıkarımı yapılabildi.


Soyu tükenmiş hayvanları yeniden hayata getirmenin önündeki en büyük engel, alınan örneklerin, canlı bir hayvanın üreme hücreleriyle birleştirerek canlı hayvanda doğumun gerçekleştirilmesi zorunluluğu. Söz gelimi bir mamutun üretilmesi için, mamuta en yakın hayvan olan filin üreme hücreleriyle donmuş hücreden alınan çekirdeğin birleştirilmesi ve filin rahmine yerleştirilmesi gerekiyor. Bir filin başarılı bir hamilelikten sonra bir mamut yavrusu doğurup doğuramayacağı da belirsiz.


Kopyalanan hayvanların, türlerin yapısını ve sağlığını bozabileceği yönünde endişeler var. Ayrıca eğer kopya hayvanlar besin maddesi olarak kullanılırsa, bunun da insan sağlığını tehdit edebileceği öne sürülüyor.

Aşk Adası

Aşk Adası
Adanın sahipleri, adalarının kalbe benzediğini bilmiyorlardı, ta ki Google Earth keşfedene kadar.

DailyMail gazetesinin haberine göre; Hırvatistan yakınlarında bulunan Galesnajk Adası'nın şekli tıpa tıp kalbe benziyor.


Adanın sahibi Vlado Juresko, "Bu ada bize büyüklerimizden kalmıştı. Ama Google Earth'de şeklini görünce gözlerime inanamadım. Artık adanın adı Aşıklar Adası oldu. Bu adanın dünya üstünde kalbe en çok benzeyen yer olduğunu düşünüyorum. Adada kimse yaşamıyor fakat sanırım bundan sonra aşıkların mekanı olacak" diye konuştu. Adriyatik Denizi'nde yer alan ada, yaklaşık 108 bin metrekare.

Aşk Adası

Aşk Adası
Adanın sahipleri, adalarının kalbe benzediğini bilmiyorlardı, ta ki Google Earth keşfedene kadar.

DailyMail gazetesinin haberine göre; Hırvatistan yakınlarında bulunan Galesnajk Adası'nın şekli tıpa tıp kalbe benziyor.


Adanın sahibi Vlado Juresko, "Bu ada bize büyüklerimizden kalmıştı. Ama Google Earth'de şeklini görünce gözlerime inanamadım. Artık adanın adı Aşıklar Adası oldu. Bu adanın dünya üstünde kalbe en çok benzeyen yer olduğunu düşünüyorum. Adada kimse yaşamıyor fakat sanırım bundan sonra aşıkların mekanı olacak" diye konuştu. Adriyatik Denizi'nde yer alan ada, yaklaşık 108 bin metrekare.

Bir Satanistin Anıları


Bir Satanistin Anıları

13 yaşında satanizmle tanışan D.Ç. 5 yıl boyunca kedi kanı içilen korkunç ayinlere katıldı, eroin kullandı. ‘‘Kábus gibi’’ dediği bu yaşamdan 5 ay önce kurtulan genç kız, satanizmi anlatıyor.

Erzincan'dan 11 yıl önce İstanbul'a gelen lokantacı İbrahim Ç., sinir hastasıydı. İşi bırakmak zorunda kaldı. Eşi Cemile Ç. evlere temizliğe giderek kazandığı parayla evi geçindiriyordu. Annesinin zor şartlarda çalışmasına dayanamayan D.Ç., Kartal Yavuz Selim İlköğretim Okulu 5'inci sınıftan diplomasını alır almaz, banyo malzemeleri üreten bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başladı. Evleri huzursuzdu. Babası sinir krizleri geçiriyordu. D. eve gitmek istemiyordu. Daha 13 yaşındaydı. Evden uzaklaşıp yeni arayışların peşine düşen D.Ç., fabrikada tanıştığı arkadaşı K.'yla bazı günler mesai bitimlerinde Kadıköy Akmar Pasajı'ndaki barlara gidiyorlardı. Burada farklı insanlarla tanışan D., uyuşturucu hap kullanmaya, bir süre sonra da eroin çekmeye başladı. D. adını vermekten çekindiği satanist grubu ‘‘B.’’nin, 22 yaşındaki liderinin, ‘‘İnsanlardan uzaklaşmak istiyorsan sana sahip çıkarız. Biz farklı şeyler yapıyoruz’’ sözleriyle satanizme merak salmış. D. ‘‘Hayatımı bu kadar b...tan hale getireceğini bilseydim hiç bulaşmazdım bu pisliğe. Bunalımdaydım, ailemden kopmak istiyordum’’ diye pişmanlığını dile getiriyor. D. her ayın 23'ünde, Kadıköy'de terk edilmiş bir evde buluşan gruba katılıp, satanizm hakkında bilgi edinmeye başlamış. ‘‘23'ün özel bir anlamı yok. Sadece bizim grubun buluşma tarihiydi’’ diyor.


KUTSAL İÇKİ KEDİ KANI


5 karanlık yıl içindeki dehşet dolu günleri anımsarken bakışları donuklaşan, tüylerinin diken diken olduğunu söyleyen 18 yaşındaki D., ‘‘Dehşet vericiydi’’ dediği anları şöyle anlatıyor:


‘‘Yaklaşık 10 kişi, sabah erken saatlerde buluşup, akşama doğru ayrılıyorduk. Harabenin bir köşesinde sürekli ateş yanar, liderimiz onun yanında ihtişamlı bir sandalyede otururdu. Şeytan hakkında o kadar çarpıcı şeyler anlatırdı ki artık benim için sadece şeytan vardı. Herkes simsiyah giyinir, ağırlıklı olarak Metallica parçaları çalınırdı. Kendimizi dağıtabilmek için de eroin içerdik. Bazıları bileklerini jiletle kesip, kendi kanlarını içiyor, şeytana yakın olmak için birazını da ateşin üzerine akıtıyorlardı. Kediyi düşman olarak görüyorduk. Bu yüzden de her ayinde bir kedi kurban ediyorduk. Harabenin ortasına çizip, etrafına mumlar koyduğumuz, satanistlerin simgesi Pentegram Yıldızı'na bağladığımız kedilerin, bıçakla karınlarını sonra da boğazlarını kesiyorduk. Kanını da alnımıza sürüp, birazını da içiyorduk. Bu bizim kutsal içkimizdi.’’


KAÇARSAN ÖLÜRSÜN


D.Ç. bu ortamdan kopmak için çok çaba sarf etmiş. Bir keresinde, gruptaki arkadaşlarına ayrılmayı düşündüğünü söyleyince, ‘‘Kaçışın ölümün olur’’ sözlerini işitmiş. ‘‘Çaresiz devam ettim. Ölüm korkusu vardı’’ diyor. Satanizmden kopup ölümü göze aldığı anda, Ülkem Çocukları Derneği Başkanı Murat Çuhadar'la tanışmış. Derneğin faaliyetlerine katılmaya başlayınca ayinlere gitmez olmuş. İki haftadır, 200 milyon lira aylık ücrete anlaştığı, bir oto galerisinde satış görevlisi olarak çalışıyor. Ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirip, üniversiteye de girmeyi kafasına koymuş. Tek korkusu, ayrıldığı satanist grubun izini bulması..